İSİG MECLİSİ: ŞUBAT AYINDA EN AZ 144 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ!

05 Mart 2024, Salı 202 Kişi

İSİG MECLİSİ: ŞUBAT AYINDA EN AZ 144 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ!

İliç’te maden işçisi katliamı:
Kanada ve ABD kökenli Anagold Madencilik'e ait Çöpler Altın Madeni'nde 10 milyon ton siyanürlü toprağın 800 metre kayması sonucu 9 işçi göçük altında kaldı ve 20 gün geçmesine rağmen cenazeleri çıkarıl(a)madı. Meydana gelen iş cinayeti ile ilgili olarak Bağımsız Maden-İş Sendikası “Anagold Gözlem Raporu - Öncesi ve Sonrasıyla 13 Şubat” başlığı ile bir rapor yayınladı. Buradaki tespitler özetle şu şekilde:

• Maden işçileri Türkiye’de güvensiz, güvencesiz, önlemsiz, düşük ücretli ve baskı altında çalıştırılmaktadır. Benzer şekilde çevreye verilen zararla ilgili de ABD ve Avrupa’da çok daha sıkı önlemler gündeme gelirken Türkiye’de bu önlemler aşılması gereken yasal engeller olarak görülmektedir. Ayrıca Kanada ve ABD şirketi olması yerel ortaklıkların üstünü örtmemelidir. Şirketin Türk ortağı Çalık Holding’tir. Bu holdingin siyaset-bürokasi-idare ilişkileri malumdur.

• Göçük evveli bölgede olağandışı çatlaklar işçiler tarafından tespit edildi, fotoğraflandı ve hem şirketin risk bildirim sistemi üzerinden hem de diğer yollarla yetkililere bildirildi. Buna rağmen gereken önlemler alınmadı.

• Kayan toprak, Anagold’un faaliyete geçtiği 2009-2010 yıllarından itibaren yaptığı ayrıştırma sonucunda kalan toprağın tamamıdır. Oysa başka bir yığma alanı açılmalı ve sonraki üretimden kalan siyanürlü toprak oraya yığılmalıydı.

• İşçilerin ücretleri faaliyete geçildiği yıllarından beri kademeli olarak düşürüldü. CEO Edward Dowling’in deyimiyle “Dünyanın en ucuz, düşük maliyetli altın madeni” olma hedefi, çalışmanın her düzeyine yansıtıldı.

• Göçükten beş gün önce, normal çalışmaya ek olarak şirketin Acil Müdahale Biriminde gönüllü olarak bulunan işçilerin bu görevden ayrılmak istemesi “toplu eylem” olarak değerlendirildi ve savunma istendi.

• Göçükten iki hafta önce işçiler Türkiye Maden-İş Sendikası’ndan topluca istifa edip üç gün önce Bağımsız Maden-İş Sendikası’na üye oldu. Bu durum şirket tarafından öğrenildiğinde işçilere eski sendikalarına dönmesi için baskı yapıldı.

• Anagold, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinde kesintiye gitmek ve işçileri daha uzun süre daha yoğun çalıştırabilmek için güvencesizliği hakim kıldı ve bu alanda maliyet kısıntısına gidildi.

• İşçilerin ek prim ödemeleri devamlılık şartına bağlandı. Devamsızlığa ek olarak iş kazası geçirilmesi de prim kesintisi nedeni sayıldı. Belirlenen süre içerisinde taşeronlarda çalışanlar da dahil olmak üzere herhangi bir işçinin iş kazası geçirmesi ve bunun tutanak tutularak kayda geçilmesi durumunda bütün Anagold işçilerinin primi kesildi.

• Göçük altında kalan işçilerden Abdurrahman Şahin ve Hüseyin Kara taşeron Kar-Sa Şirketi’nde borulama ekibinde, Şaban Yılmaz taşeron Asil Çöpler Şirketi’nde kepçe operatörü, Fahrettin Keklik ana firma Anagold Madencilik’te idari işler personeli, Ramazan Çimen ve Kenan Öz ana firma Anagold Madencilik’te kırıcı süpervizörü, Adnan Keklik ana firma Anagold Madencilik’te ADR kıdemli süpervizörü, Uğur Yıldız taşeron Çiftay Şirketi’nde kamyon şoförü, Mehmet Kazar taşeron Asil Keklik Şirketi’nde operatör olarak çalışmaktadır. Bu tablo hem taşeronlaşmanın sonuçlarını hem de maden sahası ve çevresinde çalışan bütün işçilerin taşeron ya da ana firma fark etmeksizin risk altında çalıştığını göstermektedir.

İş cinayeti sonrası yine ana sorumlu olan patronlara dokunulmazken saha sorumluları gözaltına alındı, “madende ihmal var” diyen iş güvenliği uzmanı işten çıkarıldı. Bu noktada Maden Mühendisleri Odası’nın “Denetlemeyen devlet, önlem almayan şirket: Çalışırken ölmek istemiyoruz” açıklamasına bakalım: Kanun ve Yönetmeliklerle bizlere tanımlanan yetkilerin içi boş ve yalnızca yaşanabilecek kazalardan sonra sorumlu tutulmamıza neden olan yetkilerdir. Bu yetkileri kullanmak durumunda kaldığımızda ya iş akdimizin feshi ya da sürgün tehdidi ile karşı karşıya kalıyor ve görevimizi yapamaz hale getiriliyoruz. …Madenlerde önlem alınması için gerekli bütçeyi sağlayacak kişi ya da tehlike durumunda madeni durduracak fiili yetki Şirket Yönetim Kurulu ya da İşveren/İşveren vekilidir. Şirketlerin önlem almadığı durumlarda da gerekli işlemleri yapmak yukarıda görevleri belirtilen Bakanlıkların sorumluluğundadır!

Son olarak hatırlatalım: Şubat 2011'de Ciner'in Kahramanmaraş Afşin Çöllolar açık kömür madeninde göçük olmuştu. 9’u hala toprak altında 11 maden işçisi arkadaşımız hayatını kaybetmişti. Arama çalışmalarına son verilip göçüğün olduğu alana anıtmezar dikilmişti ve mahkeme kararı 24 taksitte para cezasına çevrilmişti. Aynı olayların tekrarlanmasına izin vermeyelim, cenazelerimizin bulunması ve esas suçluların yargılanması için mücadele edelim.

Deniz işçilerinin ölümleri iş cinayeti olarak görülmüyor!
Türkiye’de son dönemde de deniz işçilerinin ölümlerini sıkça duymaya başladık. 19 Kasım’da Karadeniz’de Kafkametler ve 15 Şubat’ta da Batuhan A yük gemisi Marmara’da battı. Bu ölümler aynı trafik kazaları gibi iş cinayeti olarak görülmemektedir. Oysa can kayıplarımızın boyutu devasadır ve bu ölümler alınmayan önlemler nedeniyle meydana gelmektedir.

CHP Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’nun son TBMM önergesine Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun verdiği cevap durumu alenen ortaya koymaktadır:

• Türkiye Deniz Ticaret Filosunda bulunan ve Gemi Sicili ve TUGS’a kayıtlı gemi/deniz taşıtlarının yaşlıdır. Zira Avrupa’da 12 yaş ve üzeri gemiler “yaşlı” sayılırken, ülkemizde 150 GT ve üzerinde toplam 2149 adet gemi/deniz aracı bulunuyor. Bu gemi ve deniz araçlarının 268’i 0-5 yaş, 307’si 6-10 yaş ve geriye kalan 1574’ü ise 11-31 yaş ve 31 yaş üzeri aralığında bulunuyor.

• Sözkonusu gemilerin “belirli aralıklarla ulusal ve uluslararası kurallara uygunluklarının devam edip etmediklerinin tespiti için” Bakanlığın Gemi Denetim Uzmanları tarafından Ön Sörvey adı verilen denetimlere tabi tutulduğu belirtiliyor. Yapılan denetimler sonucunda ulusal ve uluslararası gerekleri sağlayan gemiler belgelendirilerek seyirlerine izin veriliyor. Ama buna karşın Bakanlık verilerine göre 2023 yılında Türkiye'de 240 deniz aracı kazası oldu. Bu kazalarda 19 kişi öldü, 727 kişi sağ kurtarıldı ve 42 kişi kayboldu.

Son olarak hatırlatalım: Batuhan A gemisi “53 yaşındaydı” ve ölen 6 deniz işçisinin şu ana kadar ikisinin cenazesine ulaşıldı. Kafkametler gemisinde ise ölen 12 deniz işçisinin yedisinin cenazesi bulunamadı. Bakan’ın Kafkametler’in batmasından iki ay önce mevzuat kapsamında denetime tabi tutulduğunu ancak herhangi bir eksiklik/uygunsuzluk tespit edilmediğini açıkladığını da hatırlatalım. Oysa fırtınaya rağmen Kafkametler’in neden sefere çıkarıldığı, arama kurtarma faaliyetlerinin neden geç başladığı, yaklaşık bir ay önce Romanya’nın Sulina Limanı açıklarında karinasında (alt sacında) mayın patlaması meydana gelmesine rağmen “herhangi bir hasar oluşmadı” denilerek geminin seyrine ve sonrasında rutin seferlerine neden müsaade edildiği, denetimlerin ne derece ciddi yapıldığı soruları ise hala cevapsız olarak duruyor.

Şubat ayında en az 144 iş cinayeti!
Yüzde 65’ini ulusal basından; yüzde 35’ini ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından öğrendiğimiz bilgilere dayanarak tespit ettiğimiz kadarıyla Şubat ayında en az 144, her gün “en az” 5 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

Şubat ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle:

İnşaat, Yol işkolunda 39 işçi; Taşımacılık işkolunda 17 işçi; Madencilik işkolunda 13 işçi; Tarım, Orman işkolunda 12 emekçi (5 işçi ve 7 çiftçi); Metal işkolunda 11 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 8 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 7 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 6 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 4 işçi; Ağaç, Kağıt işkolunda 4 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 4 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 3 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 3 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 2 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 2 işçi; elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 9 işçi hayatını kaybetti…

• En çok ölüm inşaat işkolunda meydana geldi. Burada geçen ay dikkat çektiğimiz hususu tekrar hatırlatmamız gerekiyor: 11 deprem şehrimizdeki inşaatların başlaması ile işçi ölümleri haberleri gelmeye başladı. Ocak ayında 17 ve Şubat ayında 12 olmak üzere bu yılın ilk iki ayında en az 29 inşaat işçisinin ölümü bu şehirlerde meydana geldi.

• Benzer bir şekilde geçen ay dikkat çektiğimiz bir başka hususu daha hatırlatmak istiyoruz. Devletin yaptığı inşaatlarda daha çok iş güvenliği önlemi alındığı belirtiliyor. Oysa inşaatlarda kamu, büyük özel şirket ya da müteahhitlerin yaptığı iş fark etmiyor. TOKİ’nin (taşeronlara) yaptırdığı inşaatlarda Ocak ayında 6 ve Şubat ayında 7 işçi olmak üzere bu yılın ilk iki ayında en az 13 inşaat işçisi hayatını kaybetti.

• 31 Mart seçimleri yaklaşırken belediye işçisi ölümlerine değinmek istiyoruz. Şubat ayında en az 7 belediye (iştirak şirketleri ve belediyenin taşeron iş verdiği firmalarda) işçisi hayatını kaybetti.

• Şubat ayında en az 3 moto kurye arkadaşımızı çalışma koşulları nedeniyle kaybettik. Diğer yandan sadece ölümler değil çok ciddi yaralanmalar da mevcut. Ordu’da çok hızlı gelen bir otomobilin çarpması sonucu 27 yaşındaki kurye arkadaşımız Cemil Bilgili’nin sol bacağı diz hizasından ampute edildi. 20 gün önce baba olan Cemil’e çarpan otomobilin sürücüsü olay yerinden kaçtı, daha sonra yakalanan bekçi olduğu tespit edilen şahsın alkollü olduğu, kurallara uymadığı tespit edilmesine rağmen serbest bırakıldı.

• Şubat ayındaki iş cinayetlerine sektörel açıdan bakarsak 64 sanayi sektörü işçisi, 42 inşaat sektörü işçisi, 26 hizmet sektörü işçisi ve 12 tarım sektörü işçisi hayatını kaybetti.

 

İSİG MECLİSİ RAPORUNA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ!